İçeriğe geç

Balkanlar'ın gündemi beş dilde.

İklim krizi Türkiye’de halk sağlığını nasıl etkiliyor?

Euronews’e yaptığı konuşmada Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Melike Yavuz, iklim krizinin doğrudan sağlık dışı etkileriyle sınırlı olmadığını, çalışma koşulları ve yaşam standartlarını da etkilediğini belirtti.

İklim krizi Türkiye’de halk sağlığını nasıl etkiliyor?

Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Melike Yavuz, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı sürecinde fosil yakıtlardan çıkışın ve sağlık sistemlerinin iklim krizine karşı güçlendirilmesinin öncelikli gündemler arasında yer alması gerektiğini vurguladı. Yavuz’a göre iklim ve sağlık arasındaki ilişkinin uluslararası müzakerelere daha güçlü biçimde ele alınması gerekiyor.

Euronews'te yayınlanan habere göre, iklim krizi, aşırı sıcaklar ve hava kirliliğinden enfeksiyon hastalıklarına, ruh sağlığından sağlıklı gıda ve temiz suya erişime kadar pek çok alanda insan sağlığını etkiliyor. Euronews’e konuşan Yavuz’a göre iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri doğrudan sonuçlarla sınırlı değil; sıcaklık ve yağış rejimlerindeki değişiklikler, insanların yaşadığı çevreyi, ekonomik ve sosyal koşulları ve dolayısıyla sağlığı belirleyen pek çok unsuru etkiliyor.

Bugün en belirgin etkilerden biri aşırı sıcaklara bağlı sağlık sorunları. Sıcaklık artışı özellikle kalp-damar ve solunum sistemi hastalıklarını ağırlaştırabiliyor ve erken ölümlere yol açabiliyor. Lancet Countdown’ın 2025 raporundaki Türkiye verileri de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Rapora göre Türkiye’de yılda ortalama 33,6 sıcak hava dalgası günü yaşanıyor ve bunların yaklaşık yüzde 81’i insan kaynaklı iklim değişikliğine atfedilebiliyor. Ayrıca aşırı sıcaklar nedeniyle yaklaşık 643 milyon saatlik potansiyel iş gücü kaybı tahmin ediliyor.

Yavuz, bu verilerin iklim krizinin yalnızca doğrudan sağlık etkileriyle sınırlı kalmadığını, insanların çalışma koşullarını ve geçim kaynaklarını da etkilediğini belirtti. Seller, yangınlar ve diğer aşırı hava olayları doğrudan can kayıplarının yanı sıra sağlık hizmetlerinin aksaması, barınma koşullarının bozulması ve insanların yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalması gibi sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerini yalnızca bu doğrudan sonuçlarla değerlendirmek eksik kalıyor; birbirine bağlı ve karmaşık etki zincirleri, iklim krizinin sağlık üzerindeki yükünü ilk bakışta görülen hastalık ve ölümlerin ötesine taşıyor.

İklim değişikliği enfeksiyon hastalıklarını ve ruh sağlığını da etkiliyor. Sıcak hava dalgalarının daha sık, daha uzun süreli ve daha şiddetli hale gelmesiyle bazı sağlık riskleri daha önce görülmedikleri coğrafyalarda veya yılın farklı dönemlerinde ortaya çıkabilir. Bulaşıcı hastalıklar bu değişimin önemli örneklerinden biri; sıcaklık ve yağış rejimlerindeki değişiklikler, sivrisinek ve kene gibi hastalık taşıyan canlıların yaşam alanlarını etkiliyor. Ancak Yavuz, bu süreçte yalnızca iklim koşullarının belirleyici olmadığını; kentleşme, nüfus hareketleri, yaşam koşulları ve sağlık hizmetlerinin kapasitesi gibi faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

İklim krizinin ruh sağlığı üzerindeki etkileri de giderek genişleyen bir yük oluşturuyor. Sel veya yangın gibi afetlerin yol açtığı travma, afet sona erdiğinde ortadaki kalkmıyor. İnsanların evlerini, geçim kaynaklarını veya yaşadıkları çevreyi kaybetmesi uzun süreli ruhsal ve sosyal sorunlara neden olabiliyor. İklim krizinin geleceğine ilişkin belirsizlik ve kaygı da özellikle gençler açısından önem kazanıyor. Gelecekte karşı karşıya kalınacak tablo yalnızca daha fazla hastalık ve ölümden ibaret olmayacak; sağlık sorunlarının dağılımı değişirken farklı riskler aynı anda ortaya çıkacak ve sağlık sistemleri giderek daha karmaşık sorunlarla mücadele etmek zorunda kalacak.

Gıda ve su güvenliği de halk sağlığın parçası. İklim değişikliği, gıda ve su güvenliğini hem kaynakların miktarı ve kalitesi hem de insanların bu kaynaklara erişimi üzerinden etkiliyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve değişen yağış rejimleri tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor. Ancak bunun sağlık açısından sonuçları yalnızca üretimin azalmasıyla sınırlı kalmıyor. Tarımsal üretimdeki kayıpların gıda fiyatlarına yansıması, özellikle düşük gelirli hanelerin yeterli ve sağlıklı beslenme olanaklarını daraltabiliyor. İnsanlar daha ucuz ve besin değeri düşük gıdalara yönelmek zorunda kalabiliyor; bu durum yetersiz ve dengesiz beslenme sorunlarını derinleştirebiliyor. Su kaynakları açısından da benzer riskler söz konusu; kuraklık kullanılabilir su miktarını azaltırken seller, su kaynaklarının kirlenmesine ve suyla bulaşan hastalıkların artmasına neden olabiliyor. Suya erişim sorunu yalnızca içme suyuyla ilgili değil; kişisel hijyen, sanitasyon ve gıda üretimi gibi sağlığı doğrudan etkileyen pek çok alanı kapsıyor.

Yavuz, gıda ve su güvenliğinin yalnızca çevre veya tarım politikalarının konusu olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Sağlıklı gıdaya ve güvenli suya erişim, iklim krizinin etkileriyle birlikte giderek daha önemli bir halk sağlığı meselesi ve temel bir sağlık belirleyicisi haline geliyor.

Fosil yakıtlardan çıkış aynı zamanda bir sağlık politikası. Hava kirliliği ve fosil yakıt kullanımı, hem iklim değişikliği hem de halk sağlığı açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Yavuz’a göre enerji politikaları ile sağlık politikalarını birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil. İklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının en önemli kaynaklarından biri fosil yakıtların kullanımı. Kömür, petrol ve doğal gazın yakılması aynı zamanda insan sağlığı açısından ciddi sonuçları olan hava kirleticilerin de önemli kaynakları arasında yer alıyor. Bu nedenle fosil yakıt kullanımı hem iklim krizini derinleştiriyor hem de hava kirliliği yoluyla insan sağlığına zarar veriyor. Fosil yakıtlardan çıkış, iklim değişikliğini sınırlandırmaya yönelik uzun vadeli katkısının yanı sıra hava kirliliğinin azalmasıyla daha kısa sürede sağlık kazanımları sağlayabiliyor. Özellikle kömürden çıkış, hava kirliliğine bağlı erken ölümlerin ve kalp-damar, solunum sistemi hastalıkları gibi pek çok sağlık sorununun azaltılması açısından önem taşıyor.

TürkAta Haber Ajansı

Kaynak: Euronews Türkçe Balkanlar

Daha fazla: Türkiye